ORMANLARIN HEMEN ÖNÜNDEKİ GECE

Bernard-Marie Koltès

Büyütmek için Tıklayınız

Oyundan Fotograflar
Oyundan Fotograflar


 

 

Çeviren: Olcay Kunal

Yöneten: Mahir Günşiray

Sahne Tasarımı: Claude Leon

Müzik: Turgay Erdener

Işık: Yüksel Aymaz

Makyaj: Mira Civelek

Oyuncular: Alper Develioğlu, Ece Eroğlu, Evren Yazıcı, Ayça Damgacı, Güven İnce, Elif Ongan, Ali Özmen

Prömiyer Tarihi: 01.12.2000 (İSM 2.KAT, Beyoğlu / İstanbul)


"Tarlabaşı' ndaki Yabancılar", Nazan Özcan, Radikal 2, 28 Ocak 2001

(...)
Yalnızca yaşadıklarını anlatacak "arkadaş" arayan ya da kendini yabancı hisseden birinin yağmur altındaki monologu bu. Başka bir deyişle de, ormanların ne içinde ne de dışında "hemen" önünde, sınırda duran bir kişinin, bütün bir gece boyunca kendi gibi ötekini bulma arzusu ve bunu buldugu zaman onun sıcak elini tutup ona iki sıcak laf edebilme, yaşadığı her şeyi onunla paylaşabilme isteği. 41 yaşında AIDS' ten ölen Fransız yazar Bernard Marie Koltes' in yazdığı monolog tam 23 sayfa. Üstelik çift tırnak ile açılıp çift tırnakla kapanan, noktası olmayan bir 23 sayfa...

(...)
Tiyatro Oyunevi'nin "Ormanların Hemen Önündeki Gece"yi seçme nedeni, tabii ki metnin şiirselliği, politik düşüncesinin sağlam olması ve topluluğun tiyatro anlayışıyla örtüşmesi. Gene de esas neden daha farklı. Açıklayalım; yeni sezonda Tiyatro Oyunevi İSM 2.KAT' ta oyunlarını oynamaya başladı yani bir anlamda Beyoğlu'nun doğusunda. Her dinden, her dilden insanın yaşadığı yer olan Tarlabaşı, Günşiray'a göre Koltes'in monoloğuna yakın. Ve onlar da tiyatro olarak Tarlabaşı' na biraz "yabancı"...

Bir saat onbeş dakika süren "Ormanların Hemen Önündeki Gece" aslında tek kişilik bir oyun. Ama yönetmen bunu yedi kişiye bölmeyi uygun görmüş. "Çünkü" diyor Günşiray, "o duyguları, düşünceleri ve bu hayatı paylaşan bir kişi değil bir çok kişinin olabileceğini, bunların aslında tek bir dünyayı paylaştıklarını anlatmak istedik. Herhangi bir kimliğe girmeksizin kimliğini koruma gayret içinde yaşayan insanların varolduğu bir dünyada böyle bir bölünmeyi yaparak aslında tekliği çoğaltmak gibi bir hedefe gitmiş olduk." Bu nedenle seyirci oyunda tam yedi tane "yabancı" görüyor. Doğulusundan, fahişesine, çingenesine. Dolayısıyla seyirci önce "yabancılar"ı gözlemlemiş oluyor, arkasından da kendisinin de bir "yabancı" olup olmadığı sorusunu soruyor.
(...)